• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Görsel Destekli Tarih Videoları Sesli Tarih Menüsünde
    • Özgün Tarih Materyalleri
    • Tarihi Fıkralar
    • Tarih Yazılısından İnciler
    • Tübitak Tarih Proje Örnekleri
    • Sınavlar Bölümünde Bilgilerinizi Test Edebilirsiniz
    • Peygamberimizin Hayatı ve Örnek Ahlakı
    • KPSS Sunuları Yenileniyor
    • Bulmacalarla Tarih Öğreniyorum
    • Tarih Sunuları için tıklayınız.
    • En güncel tarih sunuları burada.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim

İsraf

İSRAF

 

"Ey Âdemoğulları, her mescide
gidişinizde temiz ve güzel elbiselerinizi
giyin. Yiyin için, fakat israf etmeyin.
Çünkü Allah israf edenleri sevmez"(el-A'raf, 7/31).

 

"Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşlere, besili atlara, hayvanlara ve ekinlere karşı duyuları aşırı istek, insanlara süslü gösterildi. Oysa bunlar, sadece dünya hayatının geçici malıdır. Varılacak güzel yer ise Allah'ın katındadır" (Âl-i İmrân, 3/14).

 

"Biz herhangi bir ülkeye bir uyarıcı göndermişsek, oranın zengin ve şımarık ileri gelenleri, mutlaka; "Biz, sizin getirdiklerinizi inkâr ediyoruz" demişlerdir" (Sebe', 34/34)

 

 

  On dokuz yıl evveldi. Stockholm e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi. Sabahleyin, tıraş olmak için lâvaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir yazı gördüm.  Lütfen diyordu, tıraştan sonra jiletinizi çöpe at-mayın. Yanda bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayiine yardımcı olun. Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde " İsveç çeliğinden yapılmıştır" diye yazardı. İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

  Yedi yaşında idim, rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaan-nem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk işte, aman babaanne dedim. Bir pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya değer mi? Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.

  “Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, dedi. Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?” Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

   Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain’in proposlarını okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu. İlâve ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.

 Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevâzı yaşa-yan insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile doldu-ranlar Japonlara göre ruhen tekâmül edememiş, hayatın mânâsını anlayamamış, zavallı kimselerdir.

  Böyleleriyle, zavallı, evini belediye mezat salonuna çevirmiş diye eğlenirler. Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.

  Vaktiyle Japon ekonomisi bir dar-boğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve şu andan itibaren der, Allah şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.

  Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim. Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israf-tan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder.

 

 

 

   Amerika ve Avrupa'da köpek ve kedileri beslemek için milyonlarca ton besin maddesi üretilir. Batı dünyasında hayvan maması üretimiyle çocuk maması üretimi birbiriyle yarışır. Batı'da hayvanlar için yapılan harcamaları kat kat aşar.

   Eğer Güney ülkelerinde milyonlarca çocuk eksik beslenmeyle karşı karşıya olmasaydı, Kuzeyli ailelerin hayvan sevgisi hoş görülebilirdi. Ancak çocukların sağlıklı olarak beslenmediği bir dünyada hayvanların iyi beslenmesi, israf kültürünün ulaştığı boyutlarla birlikte insan hayatının hiç önemsenmediğini gösterir.

  İslam kültüründe bir yandan insanın gurur istekleri ahlaki ilkelerle dizginlenirken, diğer yandan da tasarruf özen-dirilerek, eğitim, sağlık ve yapı gibi, getirisi kıyamet'e kadar devam eden yatırım-lara doğru yönlendirilir.

  İslam'da ekonomi siyasal ve kültürel hayatın özürü, ne kadar küçük olursa olsun, hiçbir iyilik ve kötülüğün hesap gününde karşılıksız kalma-yacağı inancı oluşturur. Dünya ve ahiret ekonomik, siyasal ve kültürün boyutlarıyla birbirinden ayrılmayan bir bütünün değişik yüzleridir.

  Peygamber Efendimiz: “Cömertliğin afeti israftır” buyuruyor. Çünkü bu, zenginlerle fakirler arasında hoşnutsuzluk ve kin uyandıracak biçimde farklılık doğurur, toplumda lüks içinde yaşayanların bozulmasına, kötülüğün ve bozgunculuğun yayılmasına yol açar.

  Her millette lüks ve israf içinde yaşayan tabaka, hep ahlakî bozulmanın kaynağı olmuş, toplumu sefillik, düşkünlük ve gerilikten kurtarmaya çalışanların hep önüne engel olarak çıkmış-tır.

  Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: “Kim savurganlık yaparsa, Allah onu yoksul bırakır.” buyuruyor. Sanki bu günün Türkiye’sini Peygamber Efendimiz asırlar önce görmüş gibi.

  Çünkü birçok yer altı ve yer üstü zenginliklerine rağmen ülkemiz lüks yaşam, savurganca harcamalar ve beceriksiz yönetimler yüzünden yoksul hale gelmiş, ekonomi dibe vurmuş ve 70 sente muhtaç hale getirilmişiz.

 

 

Kanaat

 

Filozof Diyojen çeşme başına oturmuş, çorba yapmak üzere mercimek ayıklıyordu. O esnada imparatora yakınlığıyla tanınan Aristippus adlı başka bir filozof kendisini farkedip yanına yaklaştı. Aristippus da filozoftu, ama bilgisini etrafındakileri aydınlatmaktan çok, imparatora dalkavukluk etmek için kullanırdı.

Bu şekilde keyif için kolay ve rahat bir hayat sürmenin yolunu bulmuştu. Alaycı sesle Diyojen’e “Sen de im-paratora yakın olmayı becerebilseydin, böyle çeşme başlarında mercimek ayıklamaya mecbur kalmazdın” dedi. Diyojen şu cevabı verdi. “Sen de böyle mercimek çorbasına kanaat etmeyi becerebilseydin, imparatora dalkavukluk etmek zorunda kalmazdın.”

 

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, çeşit çeşit hurmaları ve ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yaratan O’dur. Meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin. İsraf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.” (En’am/141)

  Mikdam bin Ma’dikerb  radıyalla-hu anh şöyle bir hadis rivayet etmektedir:

“Ademoğlu karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır. Adem-oğluna belini doğrultacak bir kaç lokma yeter. Bundan fazlasını yemesi icap ederse, midesini üçe bölsün.

Üçte birini yemek için,

Üçte birini su için,

Üçte birini de nefesi için ayırsın.” (Tirmizi)

 

    Çok yemekten sakınmakla beraber yiyecek ve içeceklere bağımlı olmaktan, herhangi bir yiyecek ve içeceğin tiryakisi olmaktan da sakınmak gerekir.

    Mübah olan yiyecek ve içeceklerin de tiryakisi olmamalıyız. Çünkü tiryakisi olduğumuz şeyleri elde edebilmek için haramlara, şüphelilere dalar, zamanla haram-helal hassasiyetimizi kaybedebiliriz.

 

 

Hz. Ömer radıyallahu anh, çok et satın alan birisini gördüğü zaman onu azarlar ve şöyle derdi:

“İçki tiryakiliği gibi etin de bir tiryakiliği olduğunu bilmez misin?”

Malik bin Dinar:

“Doğrusu üç günde bir defa helaya gidip gelmekten utanıyorum.” diyor.

 

Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri açlığın, az yemenin faziletini şöyle nazm eylemiş:

Açlık ki tok eyler, ol kamu azayı.

Açlıkta bu nefs terk eder dünyayı.

Hem açlık açar hem rumuz manayı.

Açlıkta bulur bu can, bu dil Mevla’yı.

 

Nandan boş olan pür hikmettir.

Gönlü gözü uyanık, işi ibrettir.

Açlık ki tamam hiffet ve iffettir.

Her derde şifadır, ol tene sıhhattir.

 

Türkiye'de günlük kişi başına 400 - 500 gram ekmek tüketildiğini, üretilen ekmek miktarının da yüzde 15 - 20'sinin israf olduğu bildirildi.

 

 

Bir Kese İnci

 Basra mücevhercileri bir araya toplanmıştı. İçlerinden biri başından geçen bir olayı şöyle anlattı:

“Bir zaman çölde yolumu kaybet-miştim. Yanımda yiyecek ve içecek hiçbir şey kalmamıştı. Tam hayattan ümidimi kestiğim sırada içi dolu bir kese buldum. Bunu kavrulmuş buğday sandığım andaki zevki ve sevinci , inci olduğunu öğrenince de duyduğum acıyı ve hüznü hiçbir zaman unutamam..”

“Kuru  çöllerde, kumların ortasında susuzun ağzında inci olmuş, sedef olmuş, ne çıkar? Azıksız adamda ha altın olmuş ha saksı kırığı!”  

 

Çöplerin tamamen ayrılması yöntemi uygulandığında “Her şeyin Artık Çöp Bidonlarına Atılması” yöntemine göre yüzde 30 ile 60 arasında tasarruf edildiği görülür.

 

 

Zamanın çoğu saatler değil, dakikalar halinde boşa harcanır. Dibinde ufak bir delik bulunan bir kova da kasten boşaltılmış bir kova kadar boştur.       Paul J. Meyer

 

Sen onu taşırsın.

 Sasani hükümdarlarından Andşir Babegan, tabibine :

-Bir günde ne kadar yemek yemeli?diye sordu.

Doktoru:

-Üç yüz gram kadar yeter, diye cevap verdi.

Babegan:

-Bu kadarcık şey insana ne kadar kuvvet verir ki? Diyerek bunu az bulunca, tabip şu karşılığı verdi:

-Bu kadarı seni taşır. Bundan fazla olursa sen onu taşırsın.

 

Su, hareket ,perhiz

Meşhur tıp üstadı Falcon, son demindeyken etrafında toplanan meslektaşlarına :

-Ölümüme üzülmeyin, dedi arkamda üç tane büyük hekim bırakıyorum.

Başucundaki doktorlar hemen ağzından çıkacak isimleri işitmek için heyecanla üzerine eğildiler.

Falcon saydı: “Su,hareket,perhiz!”

 

 

İnsanlar iki şeyde aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.

Hadis-i şerif

 

İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.

 

Hadis-i şerif

 

Evlatlarınızı devriniz için değil, onların devirleri için yetiştiriniz.

(Hz. Ali)

 

"Hepimiz hayatın kısalığından söz ederiz de, boş geçen zamanımızı
nasıl kullanacağımızı bilmeyiz"

Ana ve babaların çocuklarına bağışlayabilecekleri en güzel miras, günlük zamanlarından bir kaç dakikadır.

 

(O.A. Batista)

 

Hastalık gelmeden sağlığın, ihtiyarlık gelmeden gençliğin, fakirlik gelmeden zenginliğin, ölüm gelmeden hayatın kıymetini bilin.

Hadis-i şerif

 

Berlin ev çöplerinin oluşumu*

(bilgiler ağırlık cinsinden yüzde olarak)

Kâğıt / Karton 23%

Cam 14%

Ambalajlar 10%

Biogut (Biyolojik Çöp) 30%

Artık Çöp 23%

*Artık Çöp + ayrı biriktirilme‚ Dönüştürülebilir Maddeler %54

 

Bir hikmet erbabı, ilmi sevmekle beraber yaşının büyük olmasından dolayı utanan bir ihtiyara,şu ikazı yapmıştı :

-Ey kişi, ömrünün sonunda, ömrünün evvelinden daha faziletli bir halde olmaktan mı utanıyorsun ?

 

Amerika’da yanlış gelen e-postaları temizlemenin Amerikan ekonomisine maliyeti 22 milyar dolar.

 

ATIKLAR VE GERİ KAZANIM

 

 Geri Kazanım: Atıkların yeniden kullanılmak, enerji elde etmek  (yakma vb.) veya fiziksel yada kimyasal işlemlerden geçirilerek yeni bir ürün elde etmek amaçları ile toplanmasıdır. Geri Dönüşüm ise atıkların fiziksel veya kimyasal işlemlerden geçirilerek tekrar ham madde yada yeni bir ürüne çevrilmesidir.

 

Türkiye'de ne kadar atık üretiliyor?

Devlet İstatistik Enstitüsü'nün 1993 yılında yaptığı çalışma, evlerden kaynaklanan atık miktarını yaz aylarında kişi başına 0,6 kg/gün, kış aylarında 0,7 kg/gün olarak veriyor. 1998 yılı nüfus verileri ise şöyle;

Yılda 13 milyon ton evsel atık,

Yılda 19-20 milyon ton Belediye atığı.

 

 

Hangi Atıklar Geri Kazanılıyor?  

Kağıt-Karton:  Atık kağıt karton, özellikle ambalaj kartonu üretimi için geri kazandırılıyor. Ülkemizde atık kağıt geri kazanımı ve geri dönüşümü için çalışan, orta ve büyük ölçekli  30'un üzerinde işletme mevcut. Yılda yaklaşık 600.000 ton kağıt/karton geri kazanılıyor. Atık kağıt geri kazanım oranı %32.

 

Cam:  Şişe-Cam Grubu, bayileri kanalı ile her yıl yaklaşık 65-70 bin ton atık cami işleyerek tekrar geri kazanıyor. Cam şişe kazanım oranı %36.

Plastik/Pet:  Atık PET şişeler SASA tesisinde tekrar elyaf olarak değerlendiriliyor. Her yıl 10 bin ton PET şişe geri kazanılıyor.

 

PE/PP: Polietilen ve polipro-pilen türü plastik atıklar küçük ölçekli çok sayıda işletme tarafından geri kazanılıyor. Yılda yaklaşık 150-200 bin ton civarında atık plastik işlenerek geri dönüştürülüyor.

 

Metal: Yılda yaklaşık 2 mil-yon ton civarında hurda metal toplanarak geri kazanılıyor. Hurda demir/çelik kullanımı bu alandaki en büyük miktarı oluşturuyor.  Evsel atıklar arasında ise alüminyum içecek kutuları önemli bir ham madde ve enerji kaynağı. 

 

Ecomelt her yıl yaklaşık 5 bin ton içecek kutsunu geri dönüştürüyor. Yaklaşık 5 bin civarında alüminyum kutu ise yurt dışına ihraç ediliyor.

 

 

 

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam200
Toplam Ziyaret259059
Saat
Kanuni'den Mora Valisi Bali Bey'e
"Her iyiliğin kaynağı adalettir.Adil olmayan kişinin elinden çıkan iş,kötü iştir. Peygamberimiz "Bir günün adaleti yetmiş yıllık ibadetten üstündür" buyurmuştur.Öyle insanlar var ki ellerinde fırsat yok iken salih, abid ve zahit görünürler,ellerine fırsat geçince nemrut kesilirler, ..Hizmetinde kullandığın adamların dış hallerine aldanma!Mala muhabbet göstereni devlet hizmetinde kullanma! Zira o adamlar ki,Allah'ın bana emanet ettiği halkı ezerler,Kıyamet günü sorumlu benim!...

Ey Gazi Bali Bey ;  mansıbımın geliri masrafıma yetmez diye gam çekme.Ne dileğin varsa benden iste.Sana emanet ettiğim askerlerimin ve tebamın gençlerini evlat,ihtiyarlarını baba, yaşlılarını da kardeş bil...Bilhassa fukaraya şefkat ve muhabbetle ihsan kapılarını aç..."

 DÜNYADA SÖZÜ DOĞRU HAK TANIR BİR ADAM BULAMADIM

Sultan III.Mehmet bir gün yanında bulunan devlet büyüklerine:

-"Bu dünyada sözü doğru hak tanır bir adam bulamadım" deyince, etrafındakilerde sebebini sordular.Bunun üzerine III.Mehmet şöyle dedi:

-"Şeyhülislam Bostanzade Efendiye iltifat ettim, derhal cahil bîr kardeşini Rumeli kazaskeri yaptı.Gene cahil bir gence rica ile Selanik kadılığını verdirdi. Bundan sonra babamın hocası Saadettin’e iltifat ettim,doğru ve hak bilir dedim, o da oğlunu Anadolu kazaskerliğine ve bir diğer oğlunu da Edirne kadılığına tayin ettirdi işte görüyorsunuz,ben artık kime güveneyim?"